İçeriğe geç

Paris gezilecek yerler

Bu yazımda Paris’i geziyoruz. Paris geç görme fırsatı bulduğum şehirlerden. Dünyanın en turistik şehrini ziyaret etmemiz 2018’in Ocak ayını buldu. Paris gerçekten güzel bir şehir, ama biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Gelin Paris’i beraber keşfedelim.

Paris pahalı mı? Paris güvenli mi? Parisliler konuksever mi?

Pahalı ne kelime diyebilirim. Bu kadar turistik, pahalılığı ile meşhur bir şehir için kendimizi hazırlamıştık, ama yine de bu kadarını beklemiyorduk. Pahalı olarak tanımlanan Norveç ve İsviçre’de de bulunmama rağmen, Paris’in pahalılığı beni daha çok rahatsız etti. Çünkü aldığımız hizmet seviyesi daha düşüktü. Özellikle konaklama konusunda oldukça hayal kırıklıklığı yaşadık. Bu konuya konaklama başlığında detaylı bir şekilde değineceğim.

Hizmet derken; Fransızlar’ın İngilizce’ye olan antipatilerinin abartıldığını düşünürdüm, ama gerçekten öyle. İngilizce menüsü olan ve İngilizce bilen elemanı olan restoran sayısı cidden az. Tekel dükkanlarında ya da marketlerde asla İngilizce konuşulmuyor. Esas rahatsız edici olan ise, İngilizce konuştuğumuzda hoşçakal diyip, kapıyı gösteren dükkan sahipleri oldu. Yaşadıkları şehrin turist işgali altında olmasından rahatsız olmalarını anlıyorum ama bu kadar süzgeçsiz bir tavır da çok fazla. Tabii ki çok yardımsever Fransızlar’la da karşılaştık ama hiçbir gezimde böylesine kaba davranışlara maruz kalmamıştım.

Alexandre III Köprüsü
Alexandre III Köprüsü

Biz yüksek sezonda gitmememize rağmen, şehir oldukça kalabalıktı. Ayrıca genel olarak da kirli bir şehir. Tren istasyonunun önünde, herkesin ortasında ihtiyaç giderilen bir erkek tuvaleti vardı, o derece.

Bir de güvenlik konusu var ki yarattığı paranoya problemin kendisinden büyük bence. Gitmeden önce okuduğum yazılarda çok dikkatli olmamız gerektiği, özellikle metro istasyonlarında elimizde telefon bile tutmamamız gerektiği yazıyordu. Biz de tüm önlemlerimizi alarak Paris’e gittik. Paris’te hiçbir olumsuzluk yaşamamıza rağmen, yapılan güvenlik anonsları beni çok gerdi. Havaalanında, metroda, otobüste hatta müzelerin içinde bile hırsızlığa karşı dikkatli olmanızı söyleyen ve birkaç dilde yapılan anonslar vardı. Müzede de bunu söylemeye ne gerek var cidden anlayamadım. Vardır bir bildikleri heralde.

Ama tüm olumsuzluklara rağmen; Paris çok güzel ve sanat dolu bir şehir. Bence Paris’in akşamları ise daha büyülü.

Paris’te ulaşım

Easyjet ile Paris’in Orly havaalanına uçtuk. Orly, Charles de Gaulle Havaalanı’na nazaran, şehre biraz daha uzak. Otobüs ile merkeze ulaşabilirsiniz ama biz dört kişi olduğumuz için taksi daha uygun oldu. Orly’deki taksiler şehrin hangi yakasına gideceğinize göre iki tarifeye sahip: 30 ve 35 euro.

Paris’te bir çok metro hattı var, gitmek istediğiniz her yere bu metrolar ile ulaşabilirsiniz. Çeşitli şehir kartı seçenekleri mevcut; müze kartı, ulaşım ve müze kartı ya da sadece ulaşım kartı gibi. Gitmeden önce gideceğiniz yerleri iyi değerlendirip, ona göre karar verirseniz daha iyi olur. Bizim için 10’luk ya da 20’lik metro biletleri daha uygundu. Metroda bileti turnike öncesinde okutuyorsunuz ve bu biletle metrodan çıkmadığınız sürece istediğiniz kadar aktarma yapabilirsiniz. Nasıl olsa turnikede okutup geçiyoruz başka kontrol olmaz diye düşünmeyin, bir bir kez turnikeden geçtiğimiz halde denk geldik.

Paris’te konaklama

Paris’te en pahalı şey konaklama, hem de sinir bozucu derecede. Gitmeden önce haftalarca araştırma yapmama, tüm yorumları okumama rağmen yine de hayal kırıklığı yaşadım. Şehrin merkezinde belirli standartları sağlayan, uygun fiyatlı otel bulmanız imkansız. Uygun fiyat derken, odabaşı gecelik 150 Euro gibi bir rakamdan bahsediyorum. Konaklama olarak, daha çok 9. bölge tavsiye ediliyor. Ben o bölgede yine uygun fiyatlı istediğim gibi bir otel bulamayınca; 12. bölgede, merkeze biraz daha uzak ama daha iyi olan (en azından rezervasyonu yaparken öyle düşünüyordum) Hôtel De La Porte Dorée‘yi tercih ettim. Temiz bir oteldi, ekstra para ödediğimiz kahvaltısı tatmin ediciydi ama çoook eski ve çooook küçüktü.

Otelimizin yakınındaki Bois de Vincennes parkı
Otelimizin yakınındaki Bois de Vincennes parkı

Paris’te yeme içme

Paris’te bir ana yemek, yanında da bira ya da şarap için kişi başı ortalama 35 Euro’yu gözden çıkarmalısınız. Şehirde Michelin yıldızlı bir çok restoran da bulunuyor. Bir gece Opera Bölgesi’ndeki Arty Le Restaurant‘da burger, bir gece de Champs-Élysées Bulvarı üzerindeki bir İtalyan restoranında makarna ve pizza yedik. Bunların ortalama lezzetli, şık mekanlar olduğunu söyleyebilirim.

İtalyan restoranında yediğim deniz ürünlü makarna. Menüde deniz ürünü gördüğüm an kendimi durduramıyorum :)
İtalyan restoranında yediğim deniz ürünlü makarna. Menüde deniz ürünü gördüğüm an kendimi durduramıyorum 🙂

Ama esas tavsiye etmek istediğim 2 restoran var. Bunlardan Chez Belle Mere’i otele yakın olması sebebiyle tercih ettik. Yediğim kalamarlı risotto ve içtiğim şarap harikaydı. Fransız bir arkadaşımızın tavsiyesi ile gittiğimiz Le Colimacon‘da ise hayatımın en lezzetli etlerinden birini yedim. Yanında iliği ile de getirmeleri beni ayrıca mest etti. Menü Fransızca ama size İngilizce olarak anlatıyorlar. Mekan küçük ama şık. Tek sıkıntısı Paris’teki her mekan gibi fazla sıcak ve havasız olması.

Le Colimaçon'da antrikot
Le Colimaçon’da antrikot

Fransa’nın en meşhur tatları salyangoz ve soğan çorbası ama bunlar benim zevkime hitap etmediğinden denemedim. Fransız tatlılarına ise değinmeden edemeyeceğim. Tüm sağlıklı yaşam kurallarımızı bozup, bünyedeki şekeri fullediğimiz bir gezi oldu. En meşhur tatlıları makaron ve Ladurée‘de yenmesi tavsiye ediliyor. Biz oraya gidemedik ama her denk geldiğim yerde makaron yedim, hepsi de çok lezzetliydi.

Paris Gezilecek Yerler

 

Eyfel Kulesi

Paris’te gezilecek&görülecek yerler listesinin tartışmasız bir numarası Eyfel Kulesi. Kule 1889 yılında Fransız Devrimi’nin 100. yılı anısına yapılmış ve 320 metre boyuyla yapıldığı dönemde dünyanın en uzun binasıymış. Gündüz beni çok etkilemese de, gece büyülendiğimi söyleyebilirim. Kule havanın kararması ile ışıklandırılıyor ve her saat başı 5 dakika süren ek bir ışık gösterisi yapılıyor. Kesinlikle gece de görmenizi tavsiye ederim. Zaten kule şehrin her yerinden görülüyor.

Eyfel her yerde...
Eyfel her yerde…

Kuleye çıkarak Paris manzarası izleyebileceğiniz gibi, başka noktalardan Eyfel Kulesi’ni de izleyebilirsiniz. Örneğin; Montparnesse Kulesi’nden ya da Trocadero’dan. Biz Montparnesse’ye çıkmayı hedeflemiştik ama Zafer Takı, Concorde Meydanı’ndaki dönme dolap, Galeries Lafayette gibi bir çok yerden Eyfel manzarası görünce çıkmaya gerek görmedik. Trocadero’ya metro ile ulaşım sağladık, sisli ve yağmurlu da olsa Eyfel’i oradan gördük.

Trocadero'dan Eyfel manzarası
Trocadero’dan Eyfel manzarası

Louvre Müzesi

Louvre Müzesi’nin hakkını vermeye günler yetmez. Biz 4 saat ayırdık, sanırım müzenin %30’unu ancak gezebilmişizdir. Müze dünyanın en büyük ve en çok ziyaret edilen sanat müzesi. Bünyesinde Mısır, Yakın Doğu, Yunan, Roman ve Etrüsk gibi bir çok koleksiyonu barındırıyor. Her eserde olmasa da önemli eserlerde sesli anlatım mevcut (Türkçe anlatım maalesef yok) ve detaylıca anlatılıyor. Aynı zamanda size verdikleri cihazdaki navigasyon uygulaması ile yerinizi tespit edebilir ve önerilen tur rotalarını takip edebilirsiniz.

Müzenin en çok ilgi çeken eseri Da Vinci’nin Mona Lisa tablosu. Mona Lisa beklediğimden daha ufak bir tablo ve kurşun geçirmez camlar ardında sergileniyor. Vakti zamanında İtalyan asıllı bir çalışan, binbir güçlükle tabloyu çalıp, “Bu eser İtalya’ya aittir ve Uffizi’de sergilenmelidir.” motivasyonu ile yine binbir güçlükle tabloyu Uffizi’ye ulaştırmayı başarmış. Peki ya Uffizi ne yapmış? Tabloyu Louvre’a iade etmiş. 🙂 Mona Lisa’nın önü oldukça kalabalık, sabırlı olursanız Mona Lisa ile bir özçekiminiz olabilir.

Mona Lisa
Mona Lisa

Binanın bazı kısımları sergilenen koleksiyonlardan daha güzeldi, şaşkın şaşkın duvarlara bakmaya hazır olun.

Louvre'da şahane süslemeler
Louvre’da şahane süslemeler

Mona Lisa’nın karşısında müzenin en büyük tablosu Kana’da Düğün (The Wedding Feast at Cana) tablosu sergileniyor. Bunun dışında Venüs de Milo, Uyuyan Hermofrodit (The Sleeping Hermaphroditus), Antik Mısır mumyaları, Büyük İskender’in başarılarının anlatıldığı dizi halindeki tablolar diğer ilgi çeken eserlerden.

Giuseppe Arcimboldo’nun Dört Mevsim isimli tablosu benim en çok beğendiğim eserlerden biri oldu. Arcimboldo, mevsimleri konu aldığı tablolarda sadece o mevsimin sebze ve meyvelerini kullanmış. Tablolar aynı zamanda insanın da çocuklu, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerini sembolize ediyor.

Giuseppe Arcimboldo'nun Dört Mevsim tabloları
Giuseppe Arcimboldo’nun Dört Mevsim tabloları

Louvre’u ziyaret etmek için önceden bilet alırsanız, uzun sıralar beklemekten kurtulursunuz. Özellikle yaz döneminde müze için beklenilen sıra dillere destan.

Notre Dame Katedrali

Victor Hugo’nun, Notre Dame’ın Kamburu romanını bu kiliseyi yıkımdan kurtarmak için yazdığını biliyor muydunuz? Yetkililer 19. yy.da bakımsızlaşan bu binayı yıkmak isteyince, Victor Hugo’nun gönlü buna razı olmamış ve halkın ilgilisini buraya çekmek istemiş. Başarılı da olmuş. Fransa’nın ilk gotik katedrallerinden biri olan bu güzel binayı yıkmayı nasıl istemişler aklım almadı.

Notre Dame Katedrali
Notre Dame Katedrali

Şanzelize Bulvarı (Avenue des Champs-Élysées)

Paris’in meşhur Şanzelize Bulvarı’na yolunuz bir çok kez düşecektir. Şık restoran ve mağazaların yer aldığı bulvar, Zafer Takı ile Concorde Meydanı arasında uzanıyor.

Concorde Meydanı'ndan Şanzelize'ye bakış
Concorde Meydanı’ndan Şanzelize’ye bakış
Zafer Taki´ndan Sanzelize`ye bakis
Zafer Taki´ndan Sanzelize`ye bakis

Zafer Takı

Zafer Takı yıldız biçiminde kesişen bulvarların ortasında bulunuyor. Buradan Paris’i izlediğinizde şehir planlamasına hayran oluyorsunuz. Tüm Paris ayaklarınızın altında. Napolyon Bonapart; Austerlitz Savaşı’nı kazanan askerlerine, “Evinize zafer taklarının altından geçerek döneceksiniz.” demiş ve 1806 yılında Zafer Takı’nın inşa edilmesini istemiş. Tak 1836 yılında açılmış ve 1840 yılında Napolyon’un cenazesi bu tak altından geçmiş. Hayat bazen ne kadar manidar değil mi?

Zafer Takı’nda Paris’in çoğu yerinde olduğu gibi tripod ile çekim yasak, önceden izin almanız gerekiyor. Bizim gibi boşuna tripod taşımayın.

Zafer Takı'ndan Eyfel
Zafer Takı’ndan Eyfel
Zafer Takı'ndan Şanzelize ve komşu bulvarlar
Zafer Takı’ndan Şanzelize ve komşu bulvarlar

Concorde Meydanı

Concorde Meydanı Paris’in en büyük, Fransa’nın ise ikinci büyük meydanı. Fransız Devrimi’nden sonra devrim hükümeti bu alandaki XV. Louis’in heykelini indirmiş ve meydana Devrim Meydanı ismini vermiş. Ardından bir de giyotin koyarak, Kral XVI. Louis’i burada idam etmiş. Yani meydanın oldukça kanlı bir tarihi var.  Meydanda benim gibi bir dönme dolap sevdalısı için için en ilgi çekici olan şey ise dönme dolap. Ama Paris’in turistikliğinden burası da payını almış ve 12 Euro’ya sadece 2 tur döndürüyorlar. Bıraksalar o manzaraya karşı en az 20 tur atardım ben.

Concorde Meydanı'ndaki dönme dolaptan Paris manzarası
Concorde Meydanı’ndaki dönme dolaptan Paris manzarası

Orsay Müzesi

Sen Nehri kıyısında bulunan Orsay Müzesi, izlenimcilik akımının en güzel koleksiyonlarını bünyesinde barındırıyor. Van Gogh, Monet, Cézanne gibi bir çok ressamın bir çok eserini görebilmek mümkün.

Bir insanın mutsuzluğunu, depresyonunu ya da kederini daha iyi anlatabilecek bir resim daha yok bence
Bir insanın mutsuzluğunu, depresyonunu ya da kederini daha iyi anlatabilecek bir resim daha yok bence
Van Gogh'un kendi portrelerinden biri. Kendisini bu kadar çok resmetmiş olmasının sebebi, model ücretlerini karşılayamaması
Van Gogh’un kendi portrelerinden biri. Kendisini bu kadar çok resmetmiş olmasının sebebi, model ücretlerini karşılayamaması

Müze binasının enteresan bir hikayesi var. Bina aslında 1900 yılında açılan bir tren istasyonu binası. İçerisinde çok lüks de bir otel bulunuyormuş. Ama trenlerin modernleşmesi ile istasyon terk ediliyor. 1986 yılında ise Orsay Müzesi olarak hizmet vermeye başlıyor ve bence çok da güzel oluyor.

Orsay Müzesi
Orsay Müzesi

Sacre Coeur Bazilikası ve Montmarte Tepesi

Montmarte Tepesi, Paris’in en yüksek rakımlı yeri ve yine bir manzara izleme noktası. Tepede bulunan Sacre Coeur Bazilikası’nın beyaz görünümü cidden çok etkileyici. Yapıldığı taşların özelliği yaşlandıkça beyazlaşmasıymış.

Sacre Coeur Bazilikası
Sacre Coeur Bazilikası

Bölgede aynı zamanda Paris’in sokak ressamları da bulunuyor. Buranın küçük ve şık dükkanları, hoş kafeleri ve tuvallere bürünmüş küçük meydanı ile Paris’in diğer yerlerinden çok daha farklı bir imajı var. Bölgede eskiden Van Gogh, Picasso, Dali gibi ressamların atölyeleri de bulunurmuş.

Sokak ressamlarının bulunduğu meydan
Sokak ressamlarının bulunduğu meydan
Montmarte Tepesi'ndeki kafelerden biri
Montmarte Tepesi’ndeki kafelerden biri

Galeries Lafayette

Burası çok çok pahalı ama şahane süslemeleri olan çok katlı bir mağaza. Terasına çıkıp, Paris’i de izleyebilirsiniz. Paris’i izleyip, süslemeleri görmesi, laf olsun diye birkaç kıyafetin fiyatının sorulması ve “ben o paraya şunu şunu alırım” diye muhasebe yapması bedava:)

Galeries Lafayette
Galeries Lafayette

Moulin Rouge

Moulin Rouge yani Kırmızı Değirmen, 1889 yılında inşa edilmiş, döneminin ilerisindeki sahne şovları ve kankan dansı ile meşhur olmuş bir kabare. Biletler kişibaşı 120 Euro dolaylarında. Daha uygun fiyatlı kabare gösterileri Şanzelize çevresinde de bulunuyormuş. Açıkçası Berlin’de çok daha uygun fiyata çok daha kaliteli şovlar izlediğimiz için bu turistik aktiviteyi yapmaya pek gerek görmedik. Ama benim ısrarımla binayı görmeye karar verdik.

Bölge sanırım Paris’in en tekin olmayan yerlerinden bir tanesi. Her taraf erotik mağazalarla kaplı ve yürürken sürekli insanlar size esrar satmaya çalışıyor. Biz metrodan çıktık, 150 m kadar epeyce hızlı yürüyüp, fotoğrafımızı çekerek, hızlı adımlarla metroya koştuk. Metro durağının da kullanan insan profili açısından epey renkli olduğunu belirtmem lazım. Eminim o bölgede çok eğlenerek ve severek zaman geçiren bir çok turist vardır, ama bu tip yerlerden ben pek hoşlanmıyorum.

Kırmızı Değirmen
Kırmızı Değirmen

Zamanınız kalırsa…

Şehrin biraz dışında bulunan Versay Sarayı’nı ziyaret edin.

Yaz döneminde Lüksemburg Bahçesi iyi bir durak olabilir.

Père Lachaise Mezarlığı’na gidip Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, Jim Morrison, Oscar Wilde, Honore de Balzac, La Fontaine, Frederic Chopin gibi ünlülerin mezarlarını ziyaret edebilirsiniz.

Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Madam Curie, Alexandre Dumas ve Victor Hugo’nun mezarlarının bulunduğu Pantheon’u ziyaret edebilirsiniz.

Yine hava izin veriyorsa Sen Nehri üzerinde tekne turu yapabilirsiniz.

Çok bayılmasam da Paris’i görmeden olmazmış. İyi ki gitmişiz.

Paris videomuzu da buradan izleyebilirsiniz:

Sevgiler,

Paylaş

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!