İçeriğe geç

Sağlıklı yaşam alışkanlıklarım

Sağlıklı yaşama nasıl adım attığımı, genel hatlarıyla neler yaptığımı sizlerle nasıl 23 kilo verdim yazımda paylaşmıştım. Bence bu sürecin en büyük yardımcısı alışkanlık kazanmak. Bu alışkanlıklar hayatımızı yola koymamızdaki en büyük yardımcımız. Ben alışkanlıklarımla yaşamayı, her gün aynı saatte aynı şeyleri yapmayı çok seviyorum. Hayatım boyunca da planlı olmayı hep sevmişimdir ve sağlıklı yaşamda planlı olmak çok ama çok işe yarıyor. Bazen zaafınıza yenilip, ipin ucunu kaçırsanız da alışkanlıklarınız sizi güvenli bölgede tutabilir. Hayatımın her döneminde benimle olan bu alışkanlıkları sizinle de paylaşmak istedim. Her bünyenin farklı özellikleri ve ihtiyaçları olduğu bir gerçek. Siz de okuyup, araştırdıklarınızın vücudunuzdaki etkisini gözlemleyip kendi alışkanlıklarınızı yaratabilirsiniz.

Su, su ve su ve biraz daha su, hep su

Su içmek en güzel alışkanlık
Su içmek en güzel alışkanlık

Ben çocukluğumdan beri çokça su içerim, sanırım eski yeme-içme alışkanlıklarım arasında faydalı olan ender alışkanlıklarımdan bir tanesi. Bütün metabolizmamız su ile çalışıyor. Su içmek; yaşamsal faaliyetlerimizden, cildimizin nasıl göründüğüne kadar etkili. Eğer su içmeyi sevmiyorsanız nane, limon, zencefil, elma ve aklınıza gelebilecek tüm meyve veya sebzelerle suyunuzu tatlandırabilirsiniz. Yurtdışında tatlandırılmış sular da satılıyor. Ama bence hazır tatlandırılmışlarını almak yerine kendi temiz içeriğimizi oluşturmanızda fayda var.

Bu arada yaşadığımız coğrafyada su ihtiyacını çay, kahve olarak karşılama alılşkanlığı da oldukça yaygın. Ama hiçbir şey suyun yerini tutmaz. Okuduğum kitaplardan birinde mesela kahve mi içiyorsunuz vücüdunuzu alkali tutabilmeniz için günlük su tüketiminize ek olarak içtiğiniz kahve kadar daha su içilmesi gerektiğini okumuştum. Benim çay ya da kahve gibi alışkanlıklarım yok, oldum olası sıcak içecek içmeyi sevmem. İçeceksem de yeşil çay tercih ederim.

Su ile ilgili olarak her sabah uyguladığım bir alışkanlığım daha var. Her sabah uyanıp, dişlerimi fırçaladıktan sonra yarım limon sıkılmış ve 1 yemek kaşığı organik limon sirkesi eklenmiş büyük bir bardak su içiyorum. Herhangi bir mide rahatsızlığım yok, bu sebeple bana dokunmuyor. Doktorunuza danışmanızda fayda var.

Hastalıklardan korunmak için vücudumuzu alkali tutmamız çok önemli. İçtiğim bu limonlu ve sirkeli su (bileşenler asidik olsa da – metabolik açıklamasını araştırabilirsiniz.) vücudumu alkali yapmama yardımcı oluyor. Okuduğum kitaplardan öğrendiğim üzere alkali vücutta hastalık barınmaz. 2 senedir Almanya gibi bir iklimde yaşamama rağmen nezle bile olmadım.

Kaliteli uyku

Sağlıklı yaşamda kaliteli uyku çok önemli
Sağlıklı yaşamda kaliteli uyku çok önemli

Sağlıklı yaşam için kaliteli bir uyku uyumamız çok önemli. Vücudumuz için inanılmaz öneme sahip olan melatonin hormonu karanlıkta salgılanır. Uzmanlar maksimum fayda sağlamak için gece 11’de uyku halinde olmak gerektiğini söylüyor. Benim için bu saat genelde 11:30, bazen de 12:00 oluyor. Aslında biraz geç kalıyorum, ama zamanla daha erkene çekebilmeyi ümit ediyorum.

Bu horman için sadece saat değil, onun yanında bir çok faktör de önemli. Karanlık ve sessiz bir odada uyumalısınız. Televizyon karşısında uyuyakalmak ya da gece lambası ile uyumak hiç sağlıklı değil. Eğer yeterli karanlığı sağlayamıyorsanız gece gözlüklerini kullanmayı deneyin. Kısa süre önce yemek yemiş, alkol almış, çay/kahve içmiş olarak yatağa girmeyin.

Gün boyu vücudumuz sürekli elektronik ve manyetik alanların içerisinde. Örneğin gün boyu kolumuzda taşıdığımız akıllı saatin, elimizden düşmeyen cep telefonlarımızın, gün boyu evde açık kablosuz modemimizin sağlığımız üzerinde etkilerini ortaya koyan detaylı araştırmalar henüz mevcut değil. Sanırım ilerideki yıllarda hep beraber yaşayarak göreceğiz bu etkileri. Ama biz en azından gece uykumuzda bu alanlardan sıyrılmaya çalışıyoruz. Modemimizi kapatıyoruz, cep telefonlarımızı kapatıyoruz hatta kapalıyken bile odaya almıyoruz. En azından uyuduğumuz odada fişte herhangi bir şey bırakmıyoruz.

Hareket berekettir

Ben aslında biraz tembel bir insanımdır. Ev işi yapmaya üşenirim, evde bir şey biter markete gitmeye üşenirim vs. Ama yürümeyi çok severim hele bir de yürüyerek keşfetmeyi. İstanbul’da trafikten kaçtığım için gideceğim yere çoğunlukla yürümeyi tercih ederdim, ama tabii eskiden bu kadar aktif bir hareket söz konusu değildi. Şu an Berlin’de yaşıyoruz. Eğer yakın bir yere gidiyorsam ve hava el veriyorsa yine yürümeyi tercih ediyorum.

Onun dışında toplu taşıma kullanıyoruz. Toplu taşıma kullanırken durağa yürümek, merdiven inip çıkmak için bile hareket etmiş oluyorsunuz. Araba sahibi olmaya ihtiyaç duymuyoruz, arabaya bağımlı olmak, arabasız hiçbir yere gidemeyen insanlar olmak istemiyoruz. Çünkü kimse kabullenmese de bu bir gerçek. Araba bir süre sonra sizin eliniz, ayağınız oluyor, onsuz nasıl yaşadığınızı unutuyorsunuz. Belki toplu taşıması daha zor olan bir yere taşınırsak ya da başka bir sebepten dolayı araba almak zorunlu olursa elbette alırız. Ama sanırım bunun için de öncelikli kıstasımız çevre ile uyumlu elektrikli en azından hibrit bir araba almak olur. İnsanoğlu neyi, ne kadar ve nasıl tüketeceğini her zaman düşünmek zorunda. Çünkü düşüncesiz hareketlerimizin cezasını yine bizler çekiyoruz.

İyi yemek evde yenir

İçeriğinin temiz olduğuna %100 güvenebileceğimiz tek yemek kendi pişirdiğimizdir.
İçeriğinin temiz olduğuna %100 güvenebileceğimiz tek yemek kendi pişirdiğimizdir.

Dünyanın en şık, en harika restoranına gitsek de; menüde bana tüm içeriği tek tek yazsa da; yemeğin yapıldığı mutfağı ziyaret etme şansı sunsa da; malzemenin nereden geldiğini ispatlasa da; tüm bu süreçlerin tek tek içerisinde bulunmadan asla bunlardan emin olamam. Restoranların çok yüksek standartları ve sağlamak zorunda oldukları kriterleri olabilir ama hiçbiri beni benden daha fazla düşünemez. O sebeple ben ağırlıklı olarak evde yemeği tercih ediyorum. Zaten dışarıda sağlıksız alternatiflerin beynimi bulandırması da daha kolay oluyor ama eve zaten sağlıksız hiçbir şey almıyorsam ne yiyeceğim az çok belli. Evde yeme alışkanlığı kazanınca yaşamı sağlıklı hale getirmek çok daha kolay. Evde yemenin aile bütçesine katkısı ise tartışma götürmez bir gerçek. Tabii burada hazır köfteler, nuggetlar, hazır salatalar, paneli balıklar vs. gibi market tarzı hazır yiyecekleri eve doldurup onlarla beslenmeyi kastetmiyorum. Bu ürünlerin hepsi benim için çer çöp.

Baharat kullanmak

Baharat şifadır
Baharat şifadır.

Oldum olası baharat severim ama birkaç tanesi ile sınırlı kalırdım. Şu an ise baharat kullanmayı bir alışkanlık haline getirdim. Örneğin; zerdeçalın hastalıklar üzerine etkisi bilimsel olarak ispatlandı. Karabiber ise zerdeçalın içerisindeki etken maddeyi ortaya çıkarıyor ya da sumak bildiğimiz bir çok şeyden daha fazla antioksidan içeriyor. Şimdi bunları bilirken kullanmamak olur mu? Sadece bunlar değil, bir çok baharat kullanıyorum. Hepsinin fayda, hepsinin şifa olduğuna inanıyorum. Yemeğe verdikleri o aromalar başlı başına bir olay bence.

Daha az hayvansal ürün, daha çok sebze

Daha çok sebze yemeği alışkanlık haline getirin.
Daha çok sebze yemeği alışkanlık haline getirin.

Eski sağlıksız yaşamımda da, sağlıklı yaşadığıma inandığım ilk sağlıklı yaşam dönemimde de hayvansal ürünleri çok fazla ve severek tükettim. Hatta ağırlıklı hayvansal ürün tükettiğim zamanlar oldu. Çünkü sebze yıkamak, pişirmek çok daha zordu. Ama okudukça, bilgilendikçe vücuduma zarar vermeyen tek gıdanın sebzeler olduğunu gördüm ve sebze yeme alışkanlığı kazandım. Eti çok çok azalttım, yoğurt ve peyniri ise nispeten azalttım. Ben böyle daha hafif ve daha sağlıklı hissediyorum. Sebzeleri de pişirdiğimden çok çiğ tüketmeye gayret ediyorum. Bir de olayın vicdani ve etik bir yanı da var. Hayvansal ürün endüstrisi için hayvanlara yapılan işkenceleri durduramam ama daha az tüketerek en azından endüstriye olan katkımı azaltabilirim.

Daha çok renk

Olabildiğince renkli yemek
Olabildiğince renkli yemek

Vücut ve bağırsak sağlığımız için renkli yemek çok önemli. Örneğin; mavi ve mor besinlerin antioksidan değerleri yüksektir. Her rengin kendine has bir faydası var. Aynı zamanda bağırsağımızda yaşayan dost bakterilerimize ne kadar farklı besin yollarsak o kadar iyi.

Ben çok fazla yemek seçerek büyüdüm. Ama bir çok sebzeyi yeme alışkanlığı kazandırabildim kendime. Örneğin brokoli, dereotu, enginar, avokado, karnabahar yeni yemeye başladığım sebzeler. Başkaları nasıl yiyemediğime hayret etse de çok yemek seçen bir insan olarak ben sizin sıkıntınızı, o yemeğin ağzınızda büyüdükçe büyümesini, kokusundan odaya girememenizi, yuttuğunuzda gelen öğürme isteğini çok kolay anlayabilirim. Peki bunu nasıl yendim ve nasıl daha çok sebze yeme alışkanlığı kazandım?

Öncelikle sebzeyi/meyveyi neden yiyemediğinize karar verin. Örneğin benim için brokoli ve karnabahar çok kokulu sebzelerdi, kokudan masaya bile oturamazdım. Ama çiğ yediğimde kokuları kalmadığını keşfettim. Ağız tadı alışkanlıkları kolay kolay değişmiyor. Kendinize zaman tanıyın. Tatları baharatlar ya da sarımsak ile karıştırıp yumuşatın ya da pişirmeyerek kokusuz olmalarını sağlayın. Zamanla değişimi göreceksiniz.

Planlı olmak, yarını hatta haftayı planlamak

Planlı olmak hayatınızı kolaylaştırır.
Planlı olmak hayatınızı kolaylaştırır.

Sağlıklı yaşamanın kolay olduğu asla iddia edemem. Organik ürün bulma telaşı ile market alışverişleri; alınan tüm sebze meyvenin ayıklanıp, sirkeli suda bekletilip, yıkanması; her gün 1 ya da 2 çeşit sebze pişirmek, yanına salata hazırlamak; günün çoğu dışarıda geçecekse atıştırmalıklarını, öğünlerini yanında taşımak… Bunlar daha buzdağının görünen kısmı, daha neler var neler. Sağlıklı yaşamın kolay olduğunu iddia edemesem de, planlı olmanın işinizi son derece kolaylaştırdığını söyleyebilirim.

Örneğin benim planlama alışkanlıklardan bir kısmı şu şekilde. Organik market bize uzak olduğu için aşağı yukarı haftalık yiyeceğimizi planlayarak haftada bir kez market ziyareti yapmaya çalışıyorum. Daha sonra eve gelince alınan her şeyi yıkayıp, temizleyip, yenmeye hazır hale getirip o şekilde dolaba yerleştiriyorum. Neredeyse sonraya sadece doğramak kalıyor. Hafta sonu hafta içini de düşenerek daha çok yemek pişirmeye çalışıyorum. Ve ertesi gün ne pişireceğimi mutlaka düşünüp hazırlığımı ona göre yapıyorum. Örneğin mercimek çorbası yapacaksam mercimeğin fitik asitinden arındırılması için 24 saat kefirli ya da yoğurtlu suda bekletilmesi lazım. Bir gece önceden karar verip, gerekli hazırlığı yapmazsam ertesi gün çorba yerine başka bir alternatif bulmam gerekir. Ya da haftasonu dışarıda olunacaksa yanında bizi gün içinde tok tutacak kadar ürün ve su taşımakta fayda var ya da eve geç gelinecekse yemeği sabahtan hazırlamakta.

Özetle…

Sağlıklı yaşarken bu alışkanlıklar az çok benim ana prensiplerimi oluşturuyor ve bu sağlıksız bir şey tüketsem bile bu alışkanlıklarımdan kopmamaya dikkat ediyorum. Alışkanlıklar iyidir, kendi alışkanlıklarınızı oluşturmaya ve uygulamaya koymaya çaba gösterin. Sevgiler…

Paylaş

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!