İçeriğe geç

Almanya’da nasıl iş bulunur? Almanya’da iş bulma süreci

“Almanya’da nasıl iş bulunur” yazıma hoşgeldiniz. Bir önceki yazımda sıraladığım sebeplerden ötürü Almanya’da yaşamanın hayali aklımıza düşmüştü ama eyleme geçmemiz yine de çok hızlı olmadı. Ufaktan ufaktan “Almanya’ya nasıl gideriz?”, “Dili öğrenebilir miyiz?”, “Becerebilecek miyiz?” gibi şeyler konuşmaya başladık. Bu aşamada cesur olmak ve denemekten korkmamak lazım. Diyelim ki hiç sevmedin, hiç beceremedin. Ne kaybedersin? Seneler boyunca aklını kurcalayacak “Keşke deneseydim” pişmanlığından daha mı kötü olacak? Hiç sanmıyorum. Gençtik, herhangi bir finansal zorunluluğumuz yoktu (kredi vs.), çoluk çocuk yoktu. Ve bu yola girdik.

Planlama

Bu aşamada kendimizce bir plan yaptık. Eşim (o zamanlar erkek arkadaşım) bilgisayar mühendisi olunca onun iş bulabilmesinin çok daha kolay olacağını düşündük. O iş bulacak, benden önce yerleşecek, ben de burada Almanca’mı geliştirip onun yerleştiği şehirde iş arayacaktım, sonra evlilik, benim oraya yerleşmem vs. Ama bu planda bir hata yapmışız, iş bulması nispeten daha zor olanın öncelikle iş bulması daha doğru olurmuş.

Neden Berlin?

Eşim başvurulara başladı. Başvurularını ağırlıklı Berlin için yaptı. Başkentin daha kozmopolit olacağını, dil bilmediğimiz aşamada daha rahat edeceğimizi, yabancıya daha alışık olduklarını düşünmüştü. Öyle de oldu. Berlin yabancısı özellikle deTürk’ü çok bol bir şehir. İnsanlar farklı kültürlerle içiçe yaşamayı öğrenmişler.

Almanya’da iş bulma süreci

Eşimin iş arama dönemi 6 ay kadar sürdü. Bu süre zarfında sürekli iş aramadı, denk gelen ilana başvurdu, çok odaklanmış değildi. 6. ayda ise kendine “her gün en az 5 başvuru” hedefi koydu. Yazılım ile alakalı bir mesleleğiniz varsa, Almanca bilmenize lüzum olmadan, diğer mesleklere nazaran daha kolay iş bulabilirsiniz . Eşime de 6. ayda bir görüşme talebi geldi. Skype üzerindeki ilk görüşmeden sonra; şartlar ve maaş konusunda eşimi bilgilendirip, Berlin’e son görüşmeye çağırdılar. Bu görüşme işe alınacağınızın ispatı değil ama tüm masraflarınız sizi çağıran şirket tarafından ödeniyor. Dolayısı ile yine kaybedecek bir şey yok. Almanya’da iş ararken kullandığı sitelerden bazıları EuroJobsLinkedin, Berlin Startup Jobs, Monster.

Cevahir Avm’nin önünde buluşup, iş teklifini konuştuğumuz günü çok net hatırlıyorum. O yine her zamanki gibi endişeliydi, bense çok mutluydum.

Ama şirketi iyi araştırmanızda fayda var. Berlin bir start-up şehri, çok fazla yeni kurulan küçük şirket var. Tabii bu şirketlerden tümü uzun vadeli olmuyor. Eşimin şansına da işe girdiği şirket 3. ayda iflas açıkladı. Neyse ki, şirketten gelen açıklamadan bir gün önce yeni bir iş teklifi vardı. Bir kere iş bulup, yurtdışına yerleştikten sonra iş bulması nispeten daha rahat.

Almanya’da çalışma vizesi

Şirketten sözleşme ve diğer evraklar gelince, kendi belgeleriniz ile Almanya Başkonsolosluğu’na başvuruyorsunuz. Buradan size verilen vize D Tipi Uzun Süreli Kalış Schengen Vizesi ve Oturma İzni. Eşiminki 90 gün süreliydi, belki değişiklik gösterebilir. Sonrasında Almanya’ya geldiğinizde şirketten aldığınız ek evraklarla buradaki yabancılar şubesine gidip uzun süreli vize başvurunuzu yapıyorsunuz. Eşim şirketin de sponsor olmasıyla Bluecard’a başvurdu. Her şirket bu sponsorluğu sağlamıyor. Bu kart kişiye 21 ay alınan ülkede çalıştıktan sonra istediği AB ülkesinde çalışma hakkı, eşinin Almanca bilme zorunluluğu olmaksızın Almanya’ya gelme ve geldiği gibi çalışmaya başlayabilme hakkı tanıyor. 21 ay sonra Almanca B1 sertifikası aldığınızda ya da 33 ay vergi ödeyip A1 seviyesinde basit Almanca bildiğinizi ispatladığınızda, süresiz oturma ve çalışma izninizi alabiliyorsunuz. Bu sebeple daha karlı bir durum ve nitelikli insanlar için oturma ve çalışma izni olarak geçiyor. Bluecard hakkında daha detaylı bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Mayıs ayında nikahımızı yaptıktan sonra Haziran gibi benim vizem ile ilgili sürece başladık. Normalde aile birleşiminde, Goethe Enstitüsü onaylı Almanca A2 sertifikası isteniyor. Süreç aile birleşimi olarak geçiyor ve mavi karttan (Bluecard)  dolayı biraz daha kolay ilerliyor. Ben A2 seviyesinde Almanca biliyordum ama Goethe’den sınav günü almak o kadar sıkıntı ki. Eylül’e Ekim’e gün vermişlerdi. Bu sertifikaya ihtiyacınız varsa, öncelikle tarihinizi alın. Neyse ben başvurumu yaptım, eşimin mavi kart bilgilerini de koydum. Bir de iyi niyet göstergesi olarak Galatasaray Üniversite’sinden aldığım Almanca sertifikamı ekledim.

Sonrasında randevu günü verdiler ve konsolosluğa görüşmeye gittim. İnsan panik oluyor, o zamanlar 9 senedir beraberiz, ya anlaşmalı evlilik yaptığımızı düşünürlerse falan diye stres oluyorum. Bu arada görüşme için beklerken bende bile anlaşmalı evlilik algısı uyandıran o kadar görüşmeye şahit oldum ki biraz rahatladım. Görüşme çok kısa sürdü, Almanca konuşurlar sanıyordum, konuşmadılar. Nasıl görüştüğümüze dair bir kaç soru sordular. Ne kadar süreceğini sordum, net bir şey söyleyemediler. Suriye meselesinden kaynaklı yoğunluk da vardı, 3-6 ay arası dediler.

Ağustos ayında ise eşimden ilişkimizi belgeleyecek resim, yazışma gibi şeyler talep ettiler. Eşim de 9 senelik ilişkimizi fotoroman gibi neredeyse günü gününe belgeleyerek sundu. Hazırladığı kitapçık o kadar kalındı ki, ilk sayfa dışında incelediklerini bile düşünmüyorum. O buradan evrakları verdikten sonra biz daha 1-2 ay bekleriz diye düşünüyorduk ki, Eylül başında (evrak tesliminin 1 hafta 10 gün sonrasında) vizem çıktı. Buraya kalıcı vizemi almaya gittiğimde tüm sürecin 3 ay sürdüğünü duyan görevli şoke oldu. Eminim ki, bu hızın sebebi kesinlikle eşimin hazırladığı kitapçık. O emeği, o masrafı görünce anında yolladılar vizeyi.

Bu şekilde Almanya maceramız başlamış oldu. Almanya’da yaşamın nasıl geçtiğini ise bir sonraki yazımda ilginize sunuyorum. Sevgiler…

Paylaş

Tek Yorum

  1. […] Almanya’da iş bulma yazımda da bahsettiğim gibi, Berlin çok kozmopolit bir şehir. Yolda yürürken Almanca dışında da yüzlerce dil duyacaksınız. Hiç bir Türk markasını, Türk yemeğini özlemeyeceksiniz. Kim ne derse desin eğer Almanca bilmeden Berlin’e geldiyseniz o Türk mahallesinin orada olduğunu bilmek sizi inanılmaz rahatlatıyor. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!