İçeriğe geç

Nasıl 23 kilo verdim?

Yazımın başlığı 2 senedir devam eden hayatımın en vurucu ve gözle görülen özeti olsa da, bu yazıda size yalnızca kilo verme amaçlı şeylerden bahsetmeyeceğim. Ama zaten fazla bir kilonuz varsa ve tüm değerleriniz normal ise; sağlıklı yaşayıp kilo verememek mümkün değil.

Hayatım boyunca balık etli tabir edilecebilecek bir vücut yapım vardı. Hiç bir zaman çok zayıf olmadım. Ve hayatımın her döneminde sağlıksız şeyler tüketmeyi çok sevdim. Hamur işleri, fast-food, cips, cerez, alkol vb… Bu durum aile evinden uzaklaşınca üniversite ortamında daha da arttı ama son vuruş bilgisayar başında uzun mu uzun saatler geçirdiğim ve mesaili bir iş bulmamla oldu.

Nasıl yaşıyordum?

Size o dönemimdeki yaşam şeklimden biraz bahsetmek istiyorum. Sabah ofiste dışarıdan söylediğim tost ya da sandviç ile kahvaltı; öğle yemekhanede muhtemelen dünyanın en sağlıksız yağları ile pişen yemeklerden seçmece (ki sürekli gündemde sürekli bir kilo verme konusu olduğundan pilav-makarna almamaya çalışılıyor ama çorbanın yanında ekmek yeniyor, ya da zeytinyağlı büfesinden kızartma seçiliyor gibi durumlar mevcut); öğleden sonra otomattan çoğunluk diyet bisküvi, kraker arada çikolata ama her gün ofiste de paketli ürün tüketiliyor asla şaşmaz; akşam ise en vahimi mesai olsa da olmasa da ya akşam yemeği yemiyorum cips,kraker gibi şeyler yiyorum ya da akşam yemeği olarak hazır köfte mi dersin, ton balığı mı dersin onları tüketiyorum. Tabii haftanın en az 3 günü dışarıdan yemek söyleniyor. En az haftada bir ise alkolün dibine vuruluyor.

Beslenme düzenimin arka fonunda ise senelik üye olunup sadece 2 ay gidilen spor salonları, arada yürüyüş yapma çabaları ama günün çoğunluğunu neredeyse tamamını oturarak geçiren bir ben var. Tüm bunları listelediğimde sanki kilo almak, sağlığını kaybetmek için elinden gelen bir insan görüyorum.

Peki mutlu muydum? 

Cehalet mutluluktur. Ben de içerisinde bulunduğum durumun sağlıksızlığının farkında olmaksızın mutluydum. Sosyal medyada kilo verme üzerine kurulu, öncesi-sonrası karşılaştırmalarının gırla gittiği ama “canım, arada içiyorum bir şey olmaz” denilerek diyet kola içilen hesaplarda gördüğüm üzere çoğunluk eski şişman halinden nefret ediyor. “Hayatım heba olmuş” diyor. Bu biraz da karakter yapısı sanırım. Çünkü ben hayatımın her döneminde özgüveni çok yüksek biriydim. Tamam, mini etek giyip sokağa çıkmıyordum ama çirkin olduğumu da düşünmüyordum. Kimse ben kiloluyum diye benle konuşmamazlık yapmadı, dalga geçmedi. Kimseyi dış görünüşü üzerinden değerlendirmedim, değerlendiren insanlarla da asla iletişimim olmadı. Muhteşem arkadaşlıklar kurdum, senelerdir devam eden bir ilişkiye sahiptim. Demem o ki; mutluydum.

Eğer fazla kilonuz olduğunu düşünüyorsanız içinde bulunduğumuz toplumun cinsiyetçi tavrına siz de ortak olmayın, şu manken kadar zayıf olmam lazım, zayıfladığımda daha mutlu olacağım, kilolu halimi de aşağılayabileceğim kadar aşağılayacağım demeyin. Kendinizle barışın, kendinizi sevin. Bu dünyada en çok sevdiğiniz insan kendiniz olsun. Kendinizi sevdiğiniz için daha sağlıklı yaşayın. 34 beden eteğe girmek için değil.

Diyet / diyetisyen tecrübelerim – Kilo vermek için neler yaptım?

Sanıyorum 3 kere diyetisyene gittim. Bunlardan sadece bir tanesi uzun soluklu oldu ve 10 kilo verebildim. Şimdi bu diyet psikolojisi çok enteresan. İnsan bunun kilo verene kadar geçici bir durum olacağını düşünüyor. Ben mesela diyetisyen randevumdan çıkınca kendime ödül veriyordum ve fast-food yiyordum. Haftanın 6 günü kuş kadar yiyip, 1 günü inanılmaz sağlıksız yesen de kilo verirsin, tecrübeyle sabittir. Ama o haftada bir fast-foodun vücuda yaptığı zarar kilodan ibaret değil ki? İşte böyle düşünmeye başladığında doğru bildiğin, inandığın her şey değişmeye başlıyor.

Mesela akşam konserve ton balıklı ve konserve mısırlı salata yaptınız. Salata gibi de görünsün diye 3 yaprak marul eklediniz. Yanında da tam buğday ekmeği tabii ki, çünkü tam buğday ekmeği vücuda çok faydalı. Bir de yatmadan iki saat önce meyve yersiniz, al sana mis gibi diyet. Eğer böyle düşünüyorsanız iki sene önce benim bulunduğum noktadasınız, ve o noktadan hemen uzaklaşmanız gerekli.

Sağlıklı yaşam sürecim nasıl başladı?

2015’in Eylül ayında eşimin işi sebebi ile Berlin’e yerleştim. Yorucu ve mesaili senelerden sonra çalışmaya bir seneliğine ara vermeye karar verdim ve bu süreyi dil öğrenmeye ayırdım. Eski tempomda devam etseydim bu kadar araştırmaya, okumaya ve değişikliğe başlamaya vaktim ya da enerjim olur muydu bilemiyorum.

Öncelikle Dr. Yavuz Dizdar sonrasında da Prof. Dr. Canan Karatay’ın videolarını izlemeye başladım. Bu videoların bende uyandırdığı ilk duygu korkmak oldu. Yediklerimizin hastalıklarla nasıl bağlantılı olduğunu gördüğümde “ya ben de hasta olursam” endişesi vuku buldu ve ardından daha çok araştırmaya başladım. Karatay’ın tavsiyelerine uyarak ekmeği ve abur cuburu keserek 2-3 ay içerisinde 5 kilo verdim. Sonrasında Türkiye’ye gittim ve tüm Canan Karatay kitaplarını alarak Berlin’e geldim. Alacaklara tavsiyemdir, tüm kitaplarda aynı şey anlatılıyor, birini almak yeterli diye düşünüyorum.

Bir kaç ay daha Karatay ile geçti. Genelde her akşam et tüketiyordum, zaten sebze yemeği yapmaktansa hazırlaması da çok kolay geliyordu. Doğru yemek pişirme yöntemlerine henüz alışamamıştım. Yemeği zeytinyağlı yapıyordum ama soğan kavuruyordum mesela. Mis gibi zeytinyağ kavurma işlemi yapınca translaşıyordu tabii ama o zaman bu gibi şeylere çok kafa yormuyordum. Ana hedefim karbonhidratı, rafine şekeri ve paketli ürünü azaltmaktı. Bu sırada koşmaya da başlamıştım. Koşmak dediysem 2 dk. sonra soluk soluğa kalıyordum ama yürüyüşle de destekliyordum.

Bir kaç ay sonra çok daha fit, çok daha sağlıklı hissetmeye başlamıştım. Koştuğum kilometreye değil, süreye odaklanınca koşularım da iyileşmişti. Her gün yarım saat koşabilir hale gelmiştim. Sağlıklı yaşam dediğin dipsiz bir kuyu. Her gün okuyor, araştırıyordum. Öğrendiğim yeni şeyler ilk öğrendiklerimle uyuşmuyordu. Zamanla hayatıma intermitting fasting (aralıklı oruç), alkali beslenme, ketojenik beslenme, oil pulling (ağza yağ çekme) gibi kavramlar da girmeye başladı.

Organik marketlerden alışveriş yapmaya başladım. Artık eve giren her ürünün arkasını okuyordum. Sağlıklı yemek pişirme yöntemlerine de iyice alışmıştım. Artık etin benim için o kadar da matah olmadığını düşünüyordum ve menümlerimi ağırlıklı olarak sebze, kurubaklagil ve süt ürünlerine yönlendirmiştim. Sonra sağlıklı yaşamanın sadece yediğimizden ibaret olmadığını; kullandığımız deterjan ve kozmetik ürünlerinin de çok önemli olduğu görüp, onları da ekolojik ve temiz içerikli ikameleri ile değiştirmeye başladım.

Şu an neredeyim?

Fazla tüketime, dünya kaynaklarının aşırı kullanılmasına, hayvansal gıdaların üretilme aşamasında hayvanlara çektirilen işkencelere, hayvanlar üzerinde yapılan testlere çok daha fazla kafa yoruyorum. O hayvansal ürünlerin vücudumuz için de faydası olmadığını düşünüyor ve haftanın belirli günleri ağırlıklı vegan besleniyorum. Kozmetik ve ev temizliği ürünlerini ufaktan kendim yapmaya başladım. Geçtiğimiz Nisan ayında yarı maraton (21 km) koştum ve koşu hayatımın bir ritüeli haline geldi. Sürekli bir gelişim halindeyim, sürekli okuyor ve araştırıyorum. Ve sağlığıma yatırım yapmak, vücuduma iyi bakmak bana çok iyi hissettiriyor.

Nisan 2017 Berlin Yarı Maratonu
Nisan 2017 Berlin Yarı Maratonu

Ruhumu da temizleme ihtiyacı duyduğum bir dönemdeyim. Gündemi takip etmiyorum örneğin. Bunu umursamazlık ya da sorumsuzluk olarak görmüyorum. Sadece değiştirmeye gücümün olmadığı konular hakkındaki olumsuz gelişmeleri takip etmek istemiyorum. Şükür kavramı ve olumlu yaklaşımlar hayatımda önem kazandı. Bana kötü gelen insanlarla iletişime girmiyorum. Özetle, kötü olan bana kötü gelen şeyleri filtreliyorum. Doğada uzun yürüyüşler yapıyorum. Parklarda evden getirdiğim malzemelerle piknikler yapıyorum.

Doğa yürüyüşlerimizden
Doğa yürüyüşlerimizden

Tavsiyelerim

Yukarıda da belirttiğim gibi bu yola kendinizi sevmediğiniz için değil, aksine sevdiğiniz için girin. Kadına, insana biçilen standart kalıplara uymaya değil; sağlığınıza iyi bakmaya çalışın.

Aynı evde yaşadığınız biri varsa en azından başlangıç aşamasında desteği çok önemli. Ben yeni hayatıma adapte olmaya çalışırken, eşim eve paket paket cips alsaydı, ben kızartma yiyeceğim, bana kek yap diye tuttursaydı başarılı olamazdım. Eşim benden daha çok sahiplendi yeni alışkanlıklarımızı, onun önüne nispeten daha sağlıksız bir şey koyduğumda, benimki kadar sağlıklısını istedi. Size, seçimlerinize saygı duyan biriyle beraber yaşamak sadece kilo verme sürecinde değil tüm hayatınız için gerekli.

Her şeyi birden yapmaya çalışmayın, bırakın yavaş yavaş olsun her şey. Öbür türlüsü mümkün değil zaten. Vücudunuz ve ruhunuza yeniliklere alışması için vakit verin, beyninizi ve psikolojinizi fazlasını hedefleyerek yormayın.

Kendiniz için doğru olan beslenme alışkanlıklarını bulun. Herkesin bünyesi farklıdır. Deneyerek, vücudunuzundaki değişiklikleri gözlemleyin. Biri yapmış, kilo vermiş diye asla inanmadığınız, faydalı bulmadığınız şeyleri uygulamayın. Araştırın ve faydalarını kendiniz görün.

Kimse mükemmel değil. İnsan zaaflarıyla var. Yeni düzeninizi her yerde, her ortamda mükemmel uygulayacağınızı düşünmeyin. Uygulayamamak sizi mutsuz etmesin. Kırk yılın başında arkadaşlarınızla buluşup makarna yemek, şarap içmek mi istiyorsunuz; yapın. Vücudunuz kadar ruhunuzun da beslenmeye ihtiyacı var.

Alışverişte ürünlerin üzerini mutlaka okuyun. Üzerinde sağlıklı yazınca hemen güvenmeyin. Bir süre sonra gördüğünüz şeyler karşısında şok olacaksınız.

Planlı olmakta fayda var. Dışarıda çoğunlukla sağlıksız alternatifler olacak bu sebeple evde yemek ya da evden hazırlıklı çıkmak çok önemli. Öğünlerinizi bir gün önceden planlayın. Vaktiniz olduğunda salata malzemelerinizi, sebzelerinizi fazla fazla yıkayın, devam eden günlerde vakitten tasarruf edin ve yıkamaya üşenip sağlıksız alternatiflere yönelmeyin.

Benim sağlıklı yaşam serüvenim böyle başladı ve devam ediyor. Her gün yeni bir bilgi, her gün yeni bir tecrübe. Sizlerin de yaşadığınız benzer tecrübeler varsa, ya da paylaşmak istedikleriniz; yorumlarınızı eksik etmeyin.

Hepimiz için bol boool sağlık…

 

 

 

Paylaş

Tek Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!