İçeriğe geç

POTSDAM: ARİSTOKRASİNİN BAŞKENTİ

Paskalya tatilimizin son gezisini bir türlü fırsat bulamadığımız, gezmek için havaların bir nebze de olsa güzelleşmesini beklediğimiz, yanıbaşımızdaki Potsdam’a gerçekleştirdik. Berlin’den 3.30 Euro’ya alacağınız tren bileti ile yarım saatte Potsdam’a ulaşabilirsiniz.

Potsdam Brandenburg eyaletinin başkenti. Tarihte Prusya İmparatorluğu’nun da başkentliğini yapan Potsdam sonradan bu ünvanı Berlin’e kaptırmış. Havel Nehri kıyısına kurulan şehir birçok göle de sahip. 150.000 nüfusu olan bu kent, tarih boyunca Prusya krallarının ikamet yeri olmuş. Hal böyle olunca şehir buram buram aristokrasi kokuyor. Tren istasyonundan indiğiniz gibi bu kokuyu aldığınızı söyleyemeyeceğim, bu kokuyu almak için şehrin biraz içerilerine girmek gerekiyor. İlk adımlarımda şehir bende bir nebze hayal kırıklığı yaratsa da, dönerken tam yaşanacak şehir gibi söylemlere geçiş yapmıştım.

Berlin’in hayhuyundan kaçmak isteyen kişiler hala huzuru Potsdam’da buluyor. Mesafe de yakın olunca, işleri Berlin’de olsa bile, evlerini Potsdam’da seçiyorlar.

Şehir meşhur KPSS konularından Potsdam Konferansı ile de tanınıyor. KPSS ile ilgili biri değilim ama konferansla ilgili araştırma yaparken hep KPSS hazırlık sayfalarına denk geldim. 17 Temmuz – 2 Ağustos 1945’te ABD, İngiltere ve SSCB’nin katılımıyla gerçekleşen bu konferans ile devletler arası görüş farklılıkları iyice su yüzüne çıkıyor ve dünyanın bloklaşmasına belki de ilk adım atılıyor.

Potsdam’da Yeme – İçme:

Tren istasyonunda, Nauener Tor ve Brandenburger Tor civarında birçok kafe ve restaurant yer alıyor. Yorgunluk atmak için Hollanda Mahallesi’ndeki sevimli kafeleri tercih edebilirsiniz.

Brandenburger Tor önünde uzanan kafeler
Brandenburger Tor önünde uzanan kafeler

Şehir içi Ulaşım:

Şehri gezmek için tramvay, otobüs seçenekleri mevcut. Bunun yanında tren istasyonundan bisiklet kiralanabilir. Kişibaşı ücreti 15-18 Euro arasında değişen Hop on/off otobüslerle ile de şehri gezebilirsiniz. Bu otobüsler tren istasyonunun hemen karşısından kalkıyor ve turistik noktalarda 20-30 dakika geçirmenize fırsat veriyor. Ya da bizim yaptığımız gibi yürüyerek şehri keşfedebilirsiniz, ama özellikle Park Bölgesi için yorulmaya hazır olun. Çok büyük bir park içinde dağınık yerleşmiş sarayları gezmek için Potsdam’da 10 km’lik bir yürüyüş yapmışız. Tabii bunun içinde istasyon geliş-gidişleri, diğer turistik noktalar da bulunuyor.

Ne zaman gidilir?

Sarayların çoğu Nisan ayında açılıyor. Kış döneminde giderseniz parktaki heykeller koruma amaçlı kutulara alınmış oluyor. Bahçenin de yaz aylarında çok daha keyifli olacağından şüphem yok.

Ne kadar kalınır?

Potsdam merkezini gezmek için bir gün yeterli olacaktır. Ama şehrin biraz dışında bulunan film stüdyolarını da gezmek isterseniz, oraya da bir gün ayırmanız gerekiyor. Film kompleksinin girişi 21 Euro.

Bütçe:

  • Potsdam tren bileti: 3,30 Euro (kişibaşı gidiş-dönüş)
  • Yemek: 21,40 Euro (2 kişi pizza ve içecek)

Gelelim gezi programımıza…

Potsdam’da gezilecek yerler

Filmmuseum / Film Müzesi

Tren istasyondan çıktığınızda sağınızda kalan köprü yolu takip ettiğinizde buraya çıkacaksınız. Eskiden saray ahırlarının olduğu bu bina barok tarzda yapılmış. Eski film ekipmanlarını ve ünlü Alman fimlerinde kullanılmış aksesuarları görebilirsiniz. Giriş ücreti 5 Euro.

Film müzesi
Film müzesi

St. Nikolaikirche / St. Nicholas’ Church / Aziz Nikolai Kilisesi

Film Müzesi’nden içerilere doğru ilerlediğinizde Aziz Nikolai Kilisesi’nin de yer aldığı Eski Pazar Meydanı’na çıkıyorsunuz. Bu meydanda Evangelist Aziz Nikolai Kilisesi ihtişamı ile yükseliyor. Neo-Klasik tarzda yapılmış binanın önünde bir de dikilitaş bulunuyor. Ziyaret ücretsiz, seyir terasına 5 Euro ödeyerek çıkabilirsiniz.

Aziz Nikolai Kilisesi
Aziz Nikolai Kilisesi

Altes Rathaus / Old City Hall / Eski Belediye Binası

Aziz Nikolai Kilisesi’nin hemen yanında, günümüzde kültür merkezi ve müze olarak hizmet veren binanın kubbesinde Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılan Atlas’ın heykeli bulunuyor.

Eski Belediye Binası
Eski Belediye Binası

Landtag of Brandenburg / Brandenburg State Parliament / Brandenburg Parlamentosu

Aziz Nikolai Kilisesi’nin karşısında bulunan bu binanın avlusunda fotoğraf çekebilirsiniz.

Parlamentonun avlusundan Aziz Nikolai Kilisesi
Parlamentonun avlusundan Aziz Nikolai Kilisesi

Peter und Paul Kirche / Church of St. Peter and Paul / Aziz Peter ve Paul Kilisesi

Potsdam’ın ilk katolik kilisesi olan Aziz Peter ve Paul Kilisesi’ni Bizans ve Roma tarzında yapılmış. İçerisinde Barok ve Rokoko tarzının önemli sanatçılarından Antoine Pesne’nin üç adet tablosu bulunuyor.

Aziz Peter ve Paul Kilisesi
Aziz Peter ve Paul Kilisesi

Französische Kirche / French Church / Fransız Kilisesi

Fransa’dan sürülen Huguenotlar için yapılan bu kilise Pantheon’a benzerliği ile meşhur.

Holländisches Viertel / Dutch Quarter / Hollanda Mahallesi

Yaklaşık 150 kırmızı tuğlalı evin bulunduğu mahalle iki sokağı kapsıyor. Bu mahalle 1. Friedrich’in davet ettiği Flemenk işçiler için inşa edilmiş. Sokaklar boyunca çok sevimli manzaralara rastlıyorsunuz. Evlerin alt katları ağırlıkla kafe ve restaurant olarak hizmet veriyor. Sağlı sollu park edilmiş arabalar da olmasa tamamen dünyadan soyutlanabilirsiniz.

Nauener Tor / Nauener Gate / Nauener Kapısı

Potsdam’da kapılar şehrin savunması için değil içerideki asker ve suçluların kaçmaması için hizmet vermişler. Günümüzde 3 adet kapı görülebiliyor. Bu kapının şatomsu bir mimarisi var.

Nauener Kapısı
Nauener Kapısı

Alexandrowka

Nauener Kapısı’ndan çıkıp 10-15 dakika yürüyerek ulaşıyorsunuz. Napolyon’un yanında savaşmış Rus savaş tutsakları arasından, birlikleri eğlendirmesi için bir koro oluşturulmuş ve bu koro üyeleri için bu mahalle inşa edilmiş. İşin tuhaf yanı 1815’te Ruslar ve Prusyalılar güçlerini birleştirmelerine rağmen kral, koro üyelerinin gitmesine izin vermemiş. Bu rüya gibi mahalle aslında bir sürgün yeriymiş.

Alexandrowka'da bir kafe
Alexandrowka’da bir kafe
Alexandrowka
Alexandrowka

Neuer Garten / New Garden / Yeni Bahçe

Eskiden saray bağlarının olduğu bu park oldukça geniş bir araziyi kaplıyor. İçinde ufak bir göl de var. Aynı zamanda Potsdam Konferansı’nın gerçekleştiği Cecilienhof Sarayı’na ve 2. Friedrich’in vefat ettiği Mermer Sarayı içinde barındırıyor. Kapsamlı olarak gezemeseniz bile, benim gibi bağ bahçe gezmelere doyamıyorum diyenlerdenseniz 5-10 dakika vakit ayırmanızı tavsiye ederim.

Neuer Garten
Neuer Garten
Neuer Garten
Neuer Garten
Neuer Garten
Neuer Garten

Jägertor / Hunters’ Gate / Avcı Kapısı

Şehrin ayakta olan bir diğer kapısı.

Jägertor
Jägertor

Brandenburger Tor / Brandenburg Gate / Brandenburg Kapısı

Bu kapının önündeki yolun sonu Aziz Peter ve Paul Kilisesi’ne çıkıyor. Nauener Kapısı gibi şehrin hareketli noktalarından.

Brandenburg Kapısı
Brandenburg Kapısı

Park Sanssouci

Brandenburg kapısınından kilise yönüne değil de, diğer istikamete devam edince Sanssouci Park’a ulaşmış oluyorsunuz. Bu park 287 hektar üzerine kurulmuş. Farklı farklı tarzlarda bahçeler ve saraylardan oluşuyor. Potsdam’ın %80’inin bahçe/park olduğunu düşünürsek; parkın büyüklüğüne ilişkin ne desem az kalır. Bu park aynı zamanda Avrupa’nın en geniş dünya mirası. Sanssouci kelimesi Fransızca “umursamaz” anlamına geliyormuş. Artık “Ülke benim, istediğim gibi yayılırım. 2 km ötemi misafirlerime ayırırım, 1 km öteme de mutfakları yaparım” politikası güden krallara bir gönderme mi bilmiyorum.

Schloss Sanssouci / Sanssouci Palace / Sanssouci Sarayı

Büyük Friedrich bu sarayın Pantheon’a benzemesini istemiş. Pantheon ne kadar büyülü bir yapıysa normal insanından kralına herkesi etkisi altına alabilmeyi başarıyor. Burayı çok seven kral burada gömülmek istemiş ve isteği ancak 1991 yılında gerçekleştirilebilmiş. Sarayın çardakları, mermer salonu, konser odası ve içinde 2100 kitap bulunan kütüphanesi ünlü.

Saraya uzun uzun merdivenler çıkarak ulaşıyorsunuz.
Saraya uzun uzun merdivenler çıkarak ulaşıyorsunuz.
Maalesef insansız bir fotoğraf çekebilme ihtimaliniz imkansıza yakın...
Maalesef insansız bir fotoğraf çekebilme ihtimaliniz imkansıza yakın…
Çardak
Çardak
Sarayın arka avlusu
Sarayın arka avlusu

Historische Mühle / Historic Windmill / Tarihi Yel Değirmeni

Bu değirmenin etkileyici bir hikayesi var. 2. Friedrich sarayını yaptıracağı zaman bu değirmeni satın almak istiyor. Değirmenci inat ediyor ve satmıyor. Friedrich “Ben kralım” diye dayılanınca, değirmenci “Asıl sen unutma ki Berlin’de hakimler var!” diyor ve olay mahkemeye taşınıyor. Adalete güvenen değirmenci haksız çıkmıyor ve Friedrich, Değirmenci ile komşu oluyor. Friedrich diyor ki “Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.”

Sunay Akın’ın hikayesine göre Berlin’de yılbaşı kutlamasına davetli olan Osmanlı heyetinde Mustafa Kemal Atatürk de var. Bu hikayeyi anlatıp, değirmeni ziyaret etmeyi teklif edince; heyetin kalanı oralı olmuyor. Atatürk de heyet yılbaşı kutlarken, tek başına düşüyor yola ve adaletin simgesi olan değirmeni ziyaret ediyor.

Tarihi yel değirmeni
Tarihi yel değirmeni

Orangerie / Orangery / Limonluk

Bu saray konuklar için yapılmış ve Raffaello’nun tablolarının kopyaları ile süslenmiş.

Orangerie
Orangerie
Orangerie'den Belvedere'ye giden yol
Orangerie’den Belvedere’ye giden yol
Belvedere
Belvedere

Neues Palais / New Palace / Yeni Saray

Barok tarzda yapılan bu sarayda yüzlerce heykel, 200’den fazla da oda bulunuyor. Grottensaal adı verilen bir odasının duvarları yarı değerli taşlar, mercanlar ve midyeler ile bezeli.

Yeni Saray
Yeni Saray

Schloss Charlottenhof / Charlottenhof Palace / Charlottenhof Sarayı

Diğer sarayların görkeminden sonra Roma villası tarzında yapılan bu yapıya insanın saray diyesi gelmiyor.

Römische Bäder / Roman Baths / Roma Hamamı

Kralın önemli konuklarını ağırladığı, göl kenarında inşa edilen bir yapı.

Chinesisches Teehaus / Chinese Tea House / Çin Çay Evi

Rokoko döneminde revaçta olan Çin sanatı doğrultusunda yapılan  yaldızlı yapıyı uzaklardan görmemek mümkün değil.

Çin Çay Evi
Çin Çay Evi
Paylaş

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!